Bir Harikalar Diyarı

Bir Harikalar Diyarı

Bir Harikalar Diyarı

Anlatmak yetmez, gidip görmek gerekiyor. Neden mi bahsediyorum? Türkiye'nin ilk ve tek sanayi müzesi olma özelliğini taşıyan 13 binden fazla koleksiyona ev sahipliği yapan '2015 Mükemmeliyet Ödüllü' Rahmi Koç Müzesi'nden...

California, San Francisco girişindeki 'Altın Kapı' Golden Gate Köprüsü'nün adının kaptan John C. Fremont tarafından "Altın Boynuz" olarak adlandırılan Haliç'i hatırlattığı için verildiği rivayet edilir. Bu rivayetin ne kadar doğru olduğu bilinmez ama her devire ilham kaynağı olan, İstanbul'un en mutena semti Haliç'in bir zamanların en güzel yalıları, köşkleri ve bahçeleriyle meşhur olduğu bilinir. Evliya Çelebi'nin "Her tarafı satranç nakışı gibi dikilmiş on iki bin servi ağacının kokusundan insanın dimağı kokulanır." diye bahsettiği Haliç'in bir başka güzel kıyısı olan Hasköy yani 'Padişaha Özgü Köy' Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul fethinden sonra otağını kurduğu yerden adını almaktadır. Hasköy'ün şanlı geçmişinde sultan kayıklarının dolaştığı suları, kıyılarında avluları, şadırvanları ve kasırlarıyla baş döndürücü güzelliğe sahip mirasını bir nebze de olsa yaşatmaya çalışan bir müzeden bahsedeceğim size...

Türkiye'nin ilk ve tek sanayi müzesi olma özelliğini taşıyan Rahmi Koç Müzesi, 3 bölümde 13 binden fazla özel koleksiyonun ve içinde koca koca vapur, uçak, tramvay, denizaltı gibi çok özel parçaların sergilendiği orijinal bir açık hava müzesi olma anlamına da geliyor. Müzenin Haliç kenarında ikizi Dolmabahçe vapuru gibi sökülmekten kurtulan 1953 İskoç yapımı, ahşap aksamlı Fenerbahçe vapuru Şirket-i Hayriye'de şimdiki adıyla Türkiye Denizcilik İşletmeleri'nde uzun yıllar sefer yaptıktan sonra bile kocaman bacasıyla sizi her an bir deryaya çıkaracakmış gibi hazır bekliyor. Bu tarihi ahşap aksamlı 'bahçe tipi' vapurun eşsiz dokusu içinde demli çayla birlikte güne keyifli bir başlangıç yapıyoruz. Ardından Galata Kulesi, Eyüp Sultan Camii, Piyer Loti sırtları ve şehrin en göz alıcı silüetlerine göz kırpan Haliç'te kısa bir tekne turu atıyoruz. Tadı damağımızda kalan bu kısa tur esnasında Haliç'in pek çok hükümdarın lütfuna mazhar olan benzersiz bir liman olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Rahmi Koç Müzesi 28 bin metrekare alan üzerine kurulu Tarihi Lengerhane Binası, Tarihi Hasköy Tersanesi ve Açık Hava Sergileme Alanı olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. Çocuklar kadar büyükleri de dünyasına çeken müzede en çok ilgiyi kuşkusuz sanayi devrimiyle birlikte öne çıkan birbirinden değerli orijinal klasik arabalar görüyor. İlk buharlı otomobillerden ilk itfaiye araçlarına, Cadillac, Bentley, Chevrolet gibi ihtişamlı otomobillerden Türkiye'de ilk seri üretimi yapılan Anadol'a kadar onlarca klasik araba ziyaretçilerine zaman kavramını unutturuyor. "Bir çiçeğin dünyadaki bütün insanların müşterek medeniyet sembolü olduğunu gösterir, sizin de çiçeği böyle bilmeniz lazımdır." diyerek çiçek sevgisini anlatan Atatürk köşesi -ismini kır çiçeğinden alan benim de- en beğendiğim köşelerden biri oldu. Gördüklerimi hazmetmek ve tarihin koridorlarında yolumu bulmak için ufak bir mola vermek için Demlik Cafe'de yer buluyorum. Türk Kahvemin eşliğinde ve her biri incelikle döşenmiş obje ve aksesuarların arasında müzeyi ve eserlerin hikâyelerini anlatan -ve yalnızca üç parmak kalınlığındaki- kitapçıkta bu sefer kaybolmaya başlıyorum.

Rahmi Koç Müzesi tarihin görkemli mirasını ve sevgisini küçüklere aşılamak amacıyla pek çok eğitim programları düzenliyor. İlköğretim Okulları Eğitim Projesi, Fen ve Teknoloji Atölyesi, Renkli Matematik Dünyası, Hafta sonu Eğitim Atölyeleri, Gezici Müze gibi eğitici-öğretici programlarla miniklere yepyeni deneyimler kazandırıyor. Doğum günü kutlamaları ve çekimler için de alternatif sunan müze ayrıca yaz saati uygulamasıyla hafta sonları saat 20.00'ye kadar gezme imkânı sunuyor.

Her geçen gün koleksiyonuna yeni parçalar ekleyen Rahmi Koç Müzesi'nin her biri çok özel nadide eserlerini tek bir güne sığdırarak gezmenin zorluğuna kendimi inandırarak bu harikalar diyarından cebimde pek çok hikâyeyle ayrılıyorum.

 

KEŞFET